Namaz kılmayanları, namaza başlatmak için neler yapmalıyız?

5 Ocak, 2011

Yazıcı-dostu sürümYazıcı-dostu sürümArkadaşına gönderArkadaşına gönder

Yukarıdaki sorunun muhatabı hocalar, imamlar, vaizler, müftüler ve Diyanet camiası denilebilir. Bu cevabı kısmen doğru kabul edebiliriz. Fakat kabul etmek bir meseleyi çözmüyor. Bizim derdimiz Diyanetimizi, hocalarımızı tenkit etmek değil. Ancak diğer ibadetlerde olduğu gibi namaz konusunda da Diyanet görevlilerinin tavrı “Vazifemi yaparım, keyfime bakarım” anlayışından öteye geçmiyor. Bu yüzdendir ki cemaat, imamların çoğuna “Namaz kıldırma memuru” demektedir. Bugün için en iyi kabul edilen imam, mevcut cemaati ile iyi geçinen, beş vakit namazda camiye giden ve camisini temiz tutan imamdır. Diğer taraftan, bugün sabah namazında devamlı camisine giden imam çok az bulunuyor. Mahalle camilerinin önünde sabah namazı için cami kapısında imamı bekleyen ihtiyarlara çok rastladım.
 Din görevlilerimizin tamamına bu gözle bakmak doğru olmaz. Muhakkak ki vazifeşinas, cemaatinin derdiyle dertlenen nice hocamız vardır. Hatta bazı hocalarımız, müftülerimizin müsaadesi olmadan cemaatine vazu, nasihat bile yapmaktadır. Bununla beraber müftülerimiz, vaizlerimiz, imamlarımız cuma vaizlerini, hutbelerini aksatmadan yerine getirmekteler. Hatta bazı zamanlarda yatsı namazlarından sonra Kur’an-ı Kerim okuma ve din dersleri verme kampanyası başlatılıyor, bunlar çok güzel hizmetler tabii ki fakat namaz kılmayanları namaza başlatmak için bir kampanyaya, çalışmaya, gayrete Diyanet camiamız tarafından pek rastlayamıyoruz.
  Sivas’ın yakından tanıdığı “Deli Mustafa” namlı bir hocamız vardı. Yüce Mevla rahmetle muamele etsin. Kiminle tanışsa, kiminle görüşse hemen ona ilk sorusu “Namaz kılıyor musun?” olurdu ve namaz kılmayı telkin ederdi. Yine onun ve birçok ilim adamının hocası, Erzurumlu Ahmet Efendi diye bilinen merhum hocamız da bütün vaizlerinde gusül yapmayı, abdest almayı, namaz kılmayı öğreten fıkıh konularına yer verirdi. Ruhu şad olsun.
 Günümüz Türkiye’sinde Müslümanları namaza yönlendirmek için gayret gösteren, yazılarıyla, konferanslarıyla, eserleriyle yoğun bir çalışma içinde olan birçok kuruluş var. Namaz platformu adı altında ve ya daha başka isimlerle namaz için mesai yapan, zaman ayıran bütün kardeşlerimden Allah razı olsun.
 İnsanlarımızın çoğunu namaz kılar hale getirmenin ahrete yönelik kazançlarından geçmiş yazılarımda biraz bahsetmiştim. Kısaca Allah’ın rızasını kazanır ve cennet nimetine kavuşur diyelim. Dünyevi faydalarını siyasi, sosyal ve toplumun selameti açısından değerlendirebiliriz. Cenabı Allah Kur’an-ı Kerim’inde “Muhakkak ki namaz fuhşiyattan ve kötü şeylerden nehye der (alı kor)” buyurmaktadır. Allah’ın verdiği haberde bir şüphe olmayacağına göre eğer insanımızın yüzde seksenini namaz kılar hale getirebilsek, suç işleme oranı yüzde seksen azalacak ve yüzde yirmilere inecek demektir. Bunun diğer anlamı da topluma huzur gelecek, insanlar malından, canından, namusundan emin olacak dolayısıyla bu suçlardan cezaevlerini dolduranlar hürriyetlerine kavuşacak demektir.

BEKİR ÇÖL
 Siyasal açıdan namazın bize kazandıracaklarını belki şu anda göremiyoruz ama böyle bir toplumda yaşasak yani insanımızın yüzde yetmiş veya sekseni namaz kılar hale gelebilse, her gün alenen televizyonlarda, gazetelerde, bilumum iletişim araçlarında din düşmanlığı yapanlar, Müslümanlara küfredenler, her türlü zulmü reva görenler bu tavır ve davranışlarını devam ettiremezler. Cuma namazlarında camilerimizden binlerce kadın namazını eda ederek çıksa, hangi kuvvet bunların başörtüsüne dokunabilir, söyler misiniz? Yüzde yetmiş veya sekseninin namaz kıldığı bir cemaati, cemiyeti hangi siyasi kuruluş karşısına alabilir veya onlara sırt çevirebilir? Namazın dünyevi menfaatlerini de saymakla bitiremeyiz. O halde ne yapmalı, nasıl etmeli de namaz kılanları hiç değilse yüzde ellinin üzerine çıkarmalıyız?
 Bu konuda “Emri maruf, nehyi münker” yapabilecek bilgiye sahip her Müslümana görev düşmektedir. Geçmiş zamanlarda kapılarımıza bir dua bırakılır ve yanında da şöyle bir not ilave edilirdi: “Bu duayı günde şu kadar okuyun ve yedi kişiye de dağıtın. Böyle yaparsanız cennet ve huriler sizi bekliyor. Eğer okuyup yedi kişiye ulaştırmazsanız, eviniz yanar, çocuklarınız ölür, evinizi sel alır, daha bin türlü bela sizi yakalar ve ahrette de yeriniz cehennem olur” diye insanları tehdit ederlerdi. Bunlar dini dayanağı olmayan saçma sapan iddialardır. Fakat bu sistemi namaza uygulasak ve herkes namazın önemini anlatan bir yazıyı namaz kılmayan yedi kişiye gönderse, gönderdiği kişilerin namaza başlayarak aynı yazıyı bir yedi kişiye daha ulaştırmasını istese, bunu sadece internet ortamında yapsa, çok büyük sevap kazanacağı ve cennet, Cemalüllah’a kavuşacağı muhakkak olur.
 

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi