Ramazan Ayında Neden Oruç Tutmalıyız?
Yazıcı-dostu sürüm
Arkadaşına gönder Ömür sermayesinin tükendiği hatta kimileri için bittiği şu zamanlarda ruhumuza ömür üfleyen, birimizi bin yapan, kulluğumuzu en derinden hatırlatıp melekler seviyesine ulaşmaya vesile olan Ramazan ayı ve orucuna ulaştık, hamd olsun hayatı verene. Zahmette rahmet var ise Ramazan orucunun bu sıcak yaz dönemlerindeki zahmetinden oluşacak rahmet de inşallah kurtuluş vesilemiz olacaktır.
Ramazan orucunu nasıl anlamalıyız? Bu soruya en güzel cevabı verenlerin başında tabi ki çağımızın büyük düşünürü Üstad Bediüzzaman Said Nursi gelmektedir. Üstad’ın Ramazanla ilgili yazmış olduğu Risale dokuz nükteden oluşmaktadır. Ben de bu yazıda bu nüktelerden kısaca bahsedeceğim;
1. Nükte: Ramazan ayındaki oruç İslamın beş şartından birincilerindendir. Ramazandaki orucun çok hikmetleri hem Cenab-ı Hakk’ın insanları terbiye etmesine hem insanların birbirleriyle olan ilişkilerine hem insanın şahsi hayatına hem Allah’ın verdiği nimetlere insanın teşekkür etmesine bakan hikmetleri var. İnsanlar gaflet perdesi altında her gün rahatça yer ve içerken Ramazan ayında düzenli bir ordu gibi herkes akşama kadar aç bekliyor ve Cenab-ı Hakk’ın ‘’buyurunuz’’ emrini bekliyor gibi bir kulluk tavrı göstererek, şimdiye kadar rahatça yedikleri ve içtikleri nimetlerin aslında kendilerine ait olmadığını hatırlıyor ve nimetlerin gerçek sahibine şükür etmeyi ibadetlerle gösteriyorlar.
2. Nükte: Nimetlerin şükrüne bakar: Nasıl ki birisi bize kargo aracılığıyla yiyecekler ya da çeşitli eşyalar gönderse biz o kargo şirketine bir ücret veririz ama asıl ücreti gönderene veririz. Ya da ücretsiz gönderiyorsa ona çok teşekkür ederiz öyle de aldığımız bütün malların parasını nasıl ki dükkan sahibine veriyoruz asıl nimetleri veren Allah’a da teşekkür nev’inden ibadet etmeyi unutmamalıyız, işte oruç bize gerçek nimetleri vereni hatırlatır.
3. Nükte: Hayat-ı içtimaiye-i insaniyeye bakar: İnsanlar maişet yönüyle farlı suretlerde yaratılmıştır. Cenab-ı Hakk o farklılığa binaen, zenginleri fakirlerin yardımına davet ediyor. Eğer oruçtaki aç kalma mecburiyeti olmazsa zenginler açlığın ve fakirliğin ne kadar üzüntü verici olduğunu tam anlayamaz ve fakirlere şefkat vasıtasıyla yardım yapmazlar yapsa da tam olmaz. Çünkü o hali kendi nefsinde hissetmiyor.
4 .Nükte: Nefsin terbiyesine baktığı cihetle: Nefis kendini hür ve serbest ister… Ve öyle yaşamak ister. Nefis hadisiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor. Özellikle de dünya da serveti varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise gasb eder gibi hırsızcasına nimetleri hayvan gibi yutar. İşte Ramazan ayında en zenginden en fakire kadar herkes anlar ki kendisi dünyanın sahibi değil Allah’ aittir; hür değil kuldur. Emir olmazsa en basit şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz ve böylece rububiyeti kırılır; ubudiyeti takınır, hakiki vazifesi olan şükre girer.
5. Nükte: Nefsin ahlakını düzeltmesine baktığı cihetle: İnsan nefsi gafletle kendi aczini, fakrını unutuyor nihayetsiz belalara maruz kalabileceğini, çabuk bozulur et ve kemikten olduğunu düşünemez. Adeta polattan bir vücudu olduğunun sanır, kendini sonsuz yaşayacakmış sanır ve şiddetli hırs ile dünyaya sarılır, her lezzetli şeyin peşinden koşar ve yaradanını unutur. Hem neden yaratıldığını unutur böylece ahireti de düşünmez, günahlar içinde kötü bir ahlak sahibi olur. İşte Ramazan orucu insana açlık vasıtasıyla midesini düşündürüyor, acizliğini hatırlıyor ve bir şükr-ü manevi eliyle rahmet kapısını çalmaya hazırlanır. Eğer gaflet, kalbini bozmamış ise…
6. Nükte: Kur’an-ı Kerim’in nüzulüne bakması yönüyle: Kur’an-ı hakim madem Ramazan ayında nüzul etmiş; o Kur’an’ın inme zamanına hazır bir bekleyiş için boş ve çirkin hayattan sıyrılıp yeme ve içmeyi de terk ederek melekler gibi olarak o Kur’an’ı yeni nazil oluyor gibi okumak ve dinlemek ve o hitabı, Resul-i Ekrem’den işitiyor gibi dinlemek… Belki Hazret-i Cebrail’den belki Hazret-i Allah (c.c)’dan dinliyor gibi bir kudsi hale mazhar olur.
Ramazanda Alem-i İslam bir mescid haline geçiyor. Öyle bir mescid ki milyonlarla hafızlar mescidin her bir köşesinde Kur’an’ı dünyalılara dinlettiriyorlar. Ramazanın Kur’an ayı olduğunu ispat ediyor. Kimilerinin Kur’an okuduğu kimilerinin de dinlediği bir mescitte yeme içme ile o vaziyetten çıkmak ne kadar çirkin ise Ramazan ayında herkesin oruç tuttuğu esnada alenen yiyenler de Alem-i İslam’ın tahkirine ve nefretine hedeftir.
7. Nükte: Ahiret ticaretine bakan yönüyle:Ramazan ayında ki sevaplar bire bindir. Kur’an’ı Hakim’in her bir harfinin on sevabı var, on sevab sayılır, on cennet meyvesi getirir. Ramazanda ise her bir harfin on değil bin… Ve Ayetü’l Kürsi gibi ayetlerin her bir harfi binler… Ve Ramazan ayında Cuma günleri daha fazladır… Ve Kadir Gecesi’nde otuz bin sevab vardır.
Evet her bir harfi otuz bin baki meyveler veren Kur’an-ı Hakim öyle bir nurani ağaç hükmüne geçiyor ki milyonlarca baki meyveleri Ramazan da Mü’minlere kazandırıyor. İşte gel bu yüce, ebedi karlı ticarete bak, seyret ve düşün ki bu harflerin kıymetini takdir etmeyenler ne derece hadsiz bir zararda olduğunu anla!..
İşte Ramazan-ı Şerif adeta ahiret ticareti için gayet karlı bir pazar meydanı… Ve uhrevi hasılat için gayet mümbit bir zemindir… Ve amellerin neşvü nema bulması için bahardaki nisan yağmurları gibidir. Allah’ın saltanatı karşısından resmi geçit yapmak için en kutsi ve parlak bir zemindir. Ve öyle olduğundan yemek-içmek gibi nefsin hayvani ihtiyaçlarından sıyrılması için oruçla mükellef kılınmıştır. Güya geçici olarak hayvaniyetten çıkıp melekiyet vaziyetine girerek ahiret ticareti yapmakta, dünyevi ihtiyaçlarını geçici bırakarak uhrevi bir adam olmaktadır.
Evet Ramazan-ı Şerif bu fani dünyada, kısa bir hayatta baki bir ömrü kazandırır. Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Kadir Gecesi ise bin aydan daha hayırlı olduğu ayetlerle belirtilerek bu sırra kesin bir delildir.
Evet nasıl ki bir padişah, tahta geçtiği günü bayram yapar ve her sene kutlanır ve o gün hususi ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve özel iltifatına halkını mazhar eder işte Rabbimiz de Kur’an’ın nazil olduğu bu zaman diliminde bizlere hususi ihsanını mazhar eylemek istiyor.
Madem Ramazan o bayramdır öyleyse insanı hayvani duygulardan ve dünyalık meşgalelerden çekmek için oruç emredilecek. Mide gibi bütün azalara oruç tutturmaktır. Mesela dilini yalandan, gıybetten ve kötü sözlerden ayırmakla ona oruç tutturmak ve o lisanı Kur’an okuyarak, zikir, tesbih, salavat ve istiğfar ile meşgul etmek… Mesela gözünü haramdan sakınmakla ona oruç tutturmak, ibretlik şeylere bakarak tefekküre sarf etmek gibi.
Zaten mide, en büyük bir fabrika olduğu için ona oruç ile tatil verilirse diğer küçük tezgahlar, kolayca ona intiba ettirilebilir.
8. Nükte: İnsanın şahsi hayatına bakar: İnsana en mühim bir ilaç maddi ve manevi perhizdir. Tıbben insanın şahsi hayatına sürekli yemek zarar verdiği gibi helal-haram demeyip rastgelen şeye saldırmak insanın manevi hayatına da zarar vermektedir. İnsan midesinin istediklerini yapınca kalp ve ruhunun istediklerini yapmak ona zor gelir. Ramazan ayındaki oruç sayesinde helal yemeği bile emir vasıtasıyla yemediği için haramdan çekinmek için iradesini ve İslami emirleri dinleme ve uyma kabiliyeti gelişir. Yani oruç tutan insanın iradesi güçlenir nefsinin her istediğini yapmaz.
Hem sabrı güçlendiren oruç, insanların başına gelen belaları ikileştiren sabırsızlığın bir ilacıdır.
Nefis eğer bir ayın gündüzleri aç kalmazsa insana ahireti unutturur ve hep kendine hizmet ettirir. Onun içindir ki eskiden alimler kendi manevi makamlarını yükseltmek için az yer ve içerlermiş.
9. Nükte: Nefsin aczini gösteren hikmet yönü: Nefis Rabbisini tanımak istemiyor. Firavun gibi kendini Rab bilir. İşte Ramazandaki oruç nefsin Firavunluk yönüne doğrudan darbe vurur. Aczini, zaafını, fakrını gösterir. Kul olduğunu bildirir.
Hadisin rivayetlerinde vardır ki: Cenab-ı Hak nefse demiş ki “Ben neyim, sen nesin?” Nefis cevap vermiş; “Ben benim, sen sensin.” Azap vermiş cehenneme atmış yine sormuş. Yine demiş “Ben benim, sen sensin.” Ne azap verdiyse benliğinden vazgeçmemiş. Sonra açlık vermiş yine sormuş. Nefis demiş; “Sen, benim Rahim Rabbimsin; ben senin aciz bir kulunum.”
Not: Üstad bu metni yaklaşık kırk dakikada yanında herhangi bir kaynak bulunmadan yazmıştır.
Özet Olarak: Ramazan ayında Kur’an nazil olduğu için bu ay Rabbimizin bize bayram ilan ettiği aydır. Rabbimiz bu ayda bize ihsanını artırmış ve yaptığımız ibadetlerin sevabını yüz ya da bin katına çıkarmıştır. Bizlerin de bu ibadetleri samimane yapabilmemiz için hayvaniyattan ve cismaniyattan çıkıp, melekutiyet ve ruhaniliğe ulaşmamız gerekir. Hayvanilikten çıkabilmek için de açlık en önemli etkendir. Midesine hükmeden her uzvuna hükmedebilir. Onun için de Ramazan ayında oruç tutmamız ve ahiret için büyük yatırımlar yapmamız gerekir. Bu ayı boş geçirenlerin ne kadar zararda olduğunu düşünün.
SERKAN ULUSOY
Yorumlar
Yeni yorum gönder