“Eski dünya, yeni dünya, bütün akvam-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi… Mahşer mi hakikat mahşer,
Yedi iklimi cihanın duruyor karşında,
Ostralya’yla beraber bakıyorsun Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengarenk;
Sade bir hadise var ortada : Vahşetler denk.’’
Evet dünya mahşer gibi kaynıyordu.
Bütün ülkeler neredeyse o yüce devletin karşısındaydı, karşısında olmayanlar da bakıyordu olanlara…
Dev millet nasıl da yere yıkılmıştı yenilmez bir güreşçi gibi ve üzerine nasıl da çullanmıştı asırlardır O’na kin besleyen kahpe devletler…
Ve o devrin sahipleri vardı, belki silahsızdılar, fakirdiler, masumdular ama şairleri vardı onlara güç veren, onları yüreklendiren…
O şair ki Devlet-i Aliye’nin yıkılışı karşısında milyon kere kahrolmuş, iki büklüm olmuş ve “nerdesin ey adli ilahi” diyerek isyan derecesinde Allah’a yalvarmış devasa ruhtu…
Halkı vaazlarıyla cephelere yollamış, o günlerin ızdırabını kalemiyle mısralarına işleyerek bugünlere ayna tutmuştu.
Biz o günlerin dehşetini, zulümlerini, vatan şairinin “safahat’ından” seyreyledik.
İnlemeleri, hicranları bizi de kahreyledi, eylemeye devam da ediyor.
“Çanakkale şehitlerine” dualarımızı gönderirken son kalenin savunucularının, “Bedrin Arslanları’na” ne kadar da yakın bir mertebede olduklarını anladık şairin mısralarından…
Belki “gül devrinde yaşasaydı, o devrin bülbülü olurdu” ama ona çile devrinin hüzünlü şairi olmak düşmüştü.
Şimdi bizler senin doğum gününü dahi unutuyorsak o da bize düşen vefasızlıktan başka bir şey değildir.
Ruhun şâd olsun “İslam şairi”
***
O ZAMANININ ŞAİRİYDİ
M. Akif İstiklal Marşı için açılan yarışmaya önce katılmak istememiş ama arkadaşlarının ısrarları neticesinde içinde kalan acıyı ve kazanılan savaşın gururunu kağıda dökmüş, diğer yarışmacılar onunla yarışılmayacağını bildikleri için yarışmadan çekilmişler ve İstiklal Marşı’nı hep beraber okuma şerefine ulaşmışlardı. Yarışma sonucunda vaat edilen ödülü de hayır kurumuna bağışlayan Akif kendisinden beklenenin dışında bir şey yapmamıştır.
Bence Akif’in bu millete karşı gösterdiği en büyük vefası İstiklal Marşı’nı yazmasıdır. Çünkü İstiklal Marşı’nı ondan başkası yazamazdı, sanki o İstiklal Marşı’nı yazmak için gönderilmiş bir şairdi.
İstiklal Marşı’nı zaten hissedemeyen bir insan yazamaz. O şiir değildir bence. Şiir belki bir kalp atışı, biraz yürek burkuntusunun neticesidir ama İstiklal Marşı bir devrin çektiği çilenin ve kazanılan büyük savaşın gurur bestesidir.
O örneksiz bir “mısralar bütünüdür”
***
ÜMİT TOMURCUKLARI SAÇTI
Kurtuluş Savaşı günleri düşünüldüğünde “mümkün değil düşmanı yenemeyiz” cümlesini söylemeyen kalmazdı. O zamanki bütün dünya bize düşman kesilmiş sadece yıkmaya değil paramparça etmeye gelmişlerdi Çanakkale’ye. İşte o dönemde vatan şairi şu mısraları yazmıştı halkın dimağına:
“Ye’s öyle bir bataklıktır ki düşersen boğulursun,
Azmine sarıl sımsıkı bak n’olursun.
Yaşayanlar hep ümitle yaşar
Ye’se düşen yüreğini vicdanını bağlar”
(ye’s : ümitsizlik)
Belki o devrin sıkıntılarını, yaşanan acılarını anlayamayız ama “bastığımız yerleri toprak diyerek geçmemeli” ve bu memleketin bize emanet olduğunu unutmayıp üzerimize düşeni en iyi şekilde yapmalıyız. Bu vatanın gerçek evlatları olarak vatanımıza ve ecdadımıza vefamızı da bu şekilde göstermiş oluruz.
SERKAN ULUSOY








Yorumlar
Allah rahmet eylesin.Kabri
Aralık 24, 2010 tarafından İsmail (doğrulanmadı), 1 yıl 21 weeks ago
Comment: 969
Allah rahmet eylesin.Kabri nûr mekan-ı cennet olsun inş...
Üstad M.Akif'in yanında Üstad Necip Fazıl'ı da unutmayalım..
Üstadın hayatında ki en önemki hizmetlerinden biriside;
İstiklâl Marşının kabulunden sonra 1926 yılından îtibâren Mısır Üniversitesinde Türkçe dersleri vermesi..
Aldanma insanların samimiyetine,menfaatleri icin gelirler vecde.Vaad etmeseydi Allah(c.c) cenneti,O'na bile etmezlerdi secde!(M.Akif ERSOY)..
İmandır o cevher ki İlâhî ne büyüktür.
İmansız olan paslı yürek sînede yüktür!(M.Akif ERSOY)
Yeni yorum gönder