Tahlilini yapmaya devam ettiğim, Soner Yalçın’ın meşhur eseri Efendi 2’deki yakın tarihimizin önemli şahsiyetlerini yazmaya devam ediyorum.
Ankara’nın Arslan Bey Mahallesi’nde 1832’de doğdu. İstanbul’da Mevlevi bir ustanın yanında çıraklığa başladı. Boyunun 120 santim olması nedeniyle “Küçük” ismiyle çağrıldı.
Nakşibendî Şeyhi Hacı Feyzullah Efendiye bağlandı. Şeyhi siyasi faaliyetlerinden dolayı Midiliye sürüldü. Dağıstanlı Hacı Musa ve “Dönme” Cevdet Efendiden dersler aldı. 1876’da şeyhinin ölümünün ardından Mehmet Nuri Efendiye bağlandı. Sekiz senede üç defa “Erbaın” çıkararak dizlerinin derisi soyulacak hale geldi.
Sonra on sekiz sene şeyh Visali Efendinin hizmetinde bulundu. 1902 yılında şeyhinin ölümü ile yetmiş altı yaşında şeyhliğe atandı. Çok talebesi olan Küçük Hüseyin Efendi yirmi üç halife yetiştirerek 1930’da vefat etti.
Küçük Hüseyin Efendiyi tüm Türkiye’ye tanıtan olay: Türkiye’nin önde gelen Yahudi iş adamlarından Üzeyir Garih 2001’de “Şabatta” Cumartesi günü Küçük Hüseyin Efendinin mezarı başında on bir bıçak darbesiyle öldürülmesiydi.
Herkes aynı soruyu soruyordu: Yahudi bir iş adamı, kutsal günlerinde, bir Nakşî Şeyhinin mezarı başında ne arıyordu? Sonra anlaşıldı ki Üzeyir Bey, Küçük Hüseyin Efendiyi şeyh kabul etmiş, mezarını onarmış, resmini kasasında saklıyor ve her Cumartesi orayı ziyaret ediyordu.
Bazı iddialara göre Üzeyir Bey ve ailesi gizli Müslüman idi. Bir başka iddiaya göre ise Şeyh Küçük Hüseyin Efendi Yahudi dönmesiydi.
Küçük Hüseyin Efendinin İslami kesimin dışındaki bazı kişilerle bağlantıları ve yaşayışı şüphe uyandırıyordu. O günün şartları icabı birçok şeyhe baskı yapılırken, takibat yapılıp, tutuklanırken, ona, dokunulmaması dikkat çekiciydi.
Maraşal Fevzi Çakmak da “Beni Şeyhimin yanına gömün” diyerek Küçük Hüseyin Efendinin yanına yatmıştı. Acaba Şeyh Hüseyin Efendi ve müridi Fevzi Çakmak da birer Mason muydu? (H. Karakaya, Akit)
Nakşıbendiyenin Halidiye Ekolü: Gümüşhanevi Tekkesi’nin kurucusu Şeyh Ahmet Ziyaeddin Efendi, (1813–1893) Gümüşhaneli bir tüccarın oğlu idi. Kürt Hoca diye tanınan Nakşibendî Şeyhi Abdurrahman Harputi’ye öğrenci oldu ve ondan icazet alarak müderris oldu. Altmış iki yaşında evlenen Şeyh Ahmet Ziyaeddin seksen yaşında vefat etti. Tam 116 halife yetiştirdi.
Mevlana Halidi’den dolayı “Halidiye” olarak tanınan bu tarikat kuzey Irak’taki Süleymaniye’de kökleşmiş Basra, Kerkük, Erbil, Diyarbakır, Cizre, Mardin ve Urfa da ki Kürt nüfus içinde hızla yayıldı.
Şeyh Halit Bağdadı, 1776 Süleymaniye’de doğdu. Hindistanlı bir dervişin önerisi ile Hindistan’a gidip Nakşibendî Şeyhi Abdullah Dihlevi’den el aldı. Süleymaniye’ye onun şeyhi olarak döndü. Ancak başta Kadiriler olmak üzere şeyhler tarafından valiye şikayet edildi. Süleymaniye’de ki şeyh, Maruf Berzenci onu, sahtekâr, sapık ve Yogi olmakla suçladı.
Halidiye, Şam, Bağdat, Kudüs ve Güneydoğu Anadolu’da yayıldı. İki temel inancı vardı, biri Şeriat, ikincisi gizli zikir idi. Başta Kuzey Irak olmak üzere birçok yerde kurduğu medreselerde Kürtçe eğitim veriyordu. 1826’da Şam’da vefat eden Halidi Bağdadi’nin kendi döneminde atadığı altmış yedi halifesinden otuz üçünün Kürt kökenli olduğu belirtiliyor. Halidi Bağdadi, “Müslümanların birliğini ancak Osmanlı sağlayabilir” diyor ve Osmanlı ile iyi geçiniyordu.
Halidi ve Gümüşhanevi kolunun son şeyhlerinden Abdülaziz Bekine 1895–1952) Beyazıt Medresesi’ne gitmeye başladı. Orada Küçük Hüseyin Efendiyle tanıştı, sonra Mustafa Fevzi Efendiye intisap etti. Şeyhi vefat edince dergâhın Postnişini oldu. Kadınların Çarşaf yerine Manto giyebileceğini söyleyen Osmanlı döneminin ilk Nakşî şeyhiydi.
Kendisinden sonra dergahın başına Mehmet Zahit Kotku’yu (1897) bıraktı. Kafkas göçmeni bir ailenin çocuğu olan Kotku, Bursa’da doğdu. Şeyhi Abdülaziz Bekkine’nin ölümü ile (1952) dergahın başına geçti. Bir dönemin siyasileri Necmettin Erbakan, Turgut Özal, Recai Kutan, Kahraman Emmioğlu, Temel Karamollaoğlu hep onun öğrencisi oldular.
Üzeyir Garih ile Erbakan niye dosttular: Üzeyir Garih’in babası Küçük Hüseyin Efendiden sonra Abdülaziz Bekkine’ye bağlanmıştı. Üzeyir Garih cebinde hep Cevşen taşıyordu. Necmettin Erbakan ile Üzeyir Garih’in ilişkisi hep sürdü. Babasının ölümü ile Üzeyir Garih’in yanındaki asistanlığı son buldu, özel sektöre geçti. Yirmi üç yaşında Mason oldu.
Üzeyir Garih’in adı, Nakşibendî Şeyhi Abdülhakim Arvasi’nin damadının kurduğu İhlâs Holding’in sahip olduğu TGRT’nin gizli ortağı olarak geçti. Üzeyir Garih’in dostları arasında Fethullah Gülen de vardı. Fethullah Hoca, Garih’i her fırsatta ofisinde ziyaret ediyor, amber tespih, ipek halı hediye ediyordu. Sarih’te Gülen’e tarihi kandil, hat eserleri veriyordu. Bu ilişki Gülen Amerika’ya gidene kadar sürdü.








Yorumlar
Yeni yorum gönder