Yahudi Okulu Mezunu Şeyh

26 Mayıs, 2011

Yazıcı-dostu sürümYazıcı-dostu sürümArkadaşına gönderArkadaşına gönder

  Kenan Rıfai, Mahmut Şevket Paşa, Celal Bayar, Rıza Tevfik, Yusuf Ziya Ortaç ve Mihri Belli’nin okudukları Yahudi okulu “Alyans’ta” öğrenim görmüştü.
Kenan Rıfai, Mektebi Sultani ve Alyans’ta tam bir Fransız kültürü ile yoğrulmuştu. Çok iyi Fransızca konuşuyordu. Bir gün olsun papyonsuz, kravatsız sokağa çıkmadı. Çok şık giyinir, kolalı gömlek, şapka, kravat ve kravat iğnesi eksik olmazdı. Ama Cuma sohbetlerinde cübbeli ve sarıklı olurdu. 
 Fransız düşünürleri gibi keçi sakalı vardı. Evdeki yaşamı da bir Fransız burjuvası gibiydi. Fransızca’ya ders verecek kadar hakimdi, Rumca ve İbranice biliyordu. Fener Rum Erkek Lisesi’nde on üç yıl, Yuva Kimyon Kız Lisesi’nde üç yıl Fransızca öğretmenliği yaptı. Sonra hukuk fakültesine devam etti. Devlet idaresinde memuriyetlerde bulundu.
Fransızca Hocalığı, Tetkikat’ı İlmiye Encümen Azalığı, Darüşşafaka Müdürlüğü ve Meclis-i Maarif Azalığı görevlerinde bulundu.
Kenan Rufai’yi tasavvuf hayatına annesi Hatice Canan Hanım hazırladı. İlk şeyhi Edhem Efendi idi.
9-Eylül 2005 tarihli Sabah gazetesine göre Ahmet Rıfai’nin kurduğu (1118-1182) tarikatın Türkiye’de en çok tanınan temsilcisi Kenan Rıfai idi.
Kenan Rıfai, dört yıl Şeyh Hamza Rıfai’nin hizmetinde kalarak icazet aldı. 1908’de, annesinin inşa ettirdiği Fatih semtindeki Altay dergahında irşat vazifesine başladı.
  Kenan Rıfai tasavvufu ne Gazali gibi sırf bir ahlak anlayışı olarak kabul etmiş ne M. Arabi gibi sadece vahdeti vücutta kalmış ne de Mevlana gibi aşkla dünyayı atlayıp, ahirete geçmişti. Üçünü birleştirerek bir yaşam biçimi haline getirmişti.
Entelektüel tasavvufçuluk akımına örnek gösterilen Kenan Rıfai ve müritlerinin zikirleri eski Rıfailere benzemiyordu. Kızgın şişler, demir çubuklar, kılıçlar yoktu onların ritüellerinde.
Müritleri arasında hayli kadın vardı. Ev sohbetlerine diğer dinlerden katılanlar da çok olurdu. Aile kuyumcusu Levon Nişastacıyan, Kenan Rıfai’den bahsederken “Ben Peygamberim dese ilk inanan ben olurum” demişti.
 Cemil Meriç’e göre Kenan Rıfai, Peygamberleri kabul etmeyen bir “Deist”ti.
 Kenan Rıfai’nin sohbetine katılan ünlüler: Sivas Milletvekili Rasim Başara; Gaziantep Milletvekili Nuri Pazarbaşı; İlahiyat Profesörü M. Ali Ayni; Diplomat Enis Behiç Koryürek; M. Akif Ersoy’un damadı Konya Mebusu Ömer Rıza Doğrul; Fevzi Çakmak’ın damadı Burhan Toprak; Gayret Kitapevi Sahibi Gapris Fikri; Robert Koleji Kütüphanesi Müdürü Mehmet Ali Pazarbaşı, Hattat Aziz Efendi; Ressam, Şair, Mimar, Mühendis, Nezihe Meriç’in babası Halis Meriç; DP Sivas Milletvekili, on dört dil bilen Sedat Zeki Örs; Yazar Nezihe Araz’ın babası CHP Milletvekili, Bankacı Rıfat Araz; Medine’den gelerek Kenan Rıfai’ye bağlanan Ömer Bali.
Kenan Rıfai’nin müritleri arsında babası Katolik Papaz olan Sofi Huri ve Keldani Patrik vekili Abdi Efendi gibi Hıristiyanlar da vardı. Sofi Huri sonradan Müslümanlığa geçmiş ve Kenan Rıfai’ye mürit olmuştu, aynı zamanda bir misyoner örgütün editörlüğünü yapıyordu. Yayınevi, Sofi’nin editörlüğünde Rabiat-ül Adeviye, Kebirden seçme şiirler, Hallacı Mansur ve Tasavvuf aleminden simalar isimli kitapları yayınladı.
Sofi Huri, bu ABD patentli misyoner örgütünde, Türkiye’deki Hıristiyanları Müslümanlaştırmaya mı çalışıyordu? Yoksa Müslümanları Hıristiyanlaştırmak için mi gayret ediyordu? Pek bilinmiyor.
Dindar bir kadın olan, Kenan Rıfai’nin annesi Hatice Hanım, Hacca gitmek istiyordu ama kocası izin vermiyordu. Hatice Hanım izin alabilmek için kocasını genç bir kızla evlendirdi ve oğlu Kenan Rıfai ile Hacca gitti.
Hatice Hanım eşinden ayrıldıktan sonra hiç evlenmedi. Fakat oğlu Kenan Rıfai’nin dört tane eşi vardı. Semiha Cemal, Güzide, Lütfiye ve Behice.
Semiha Hanım, Kenan Rıfai’nin halifelerinden Şeyh Cemal’in kızıydı. Onlar da Selanik’in ünlü ailelerinden Evrenosların çocuğuydu. Selanikli Evrenoslar büyük bir aileydi.
 VAHİY GELEN SELANİKLİLER!
 Selaniklilerden biri, İSKENDER EVRENOSOĞLU (1933):  Ankara Devlet Planlama Teşkilatında çalışırken, Allah’tan vahiy geldiğini açıklayıp, Peygamber olduğunu iddia eden, tıpkı Sabetay Sevi gibi fiziken uçan, Cebrail’e görüşen, Hz. Muhammed’e ve diğer Peygamberlere imam olup “İndellah’ta” namaz kıldıran Evrenosoğlu!.  Evrenosoğlu, Denizli’de yerel Nur TV’yi kurdu, sonra Ulusal Kanal’a geçti. Yine ulusal yayın yapan PML TV’yi yayına soktu. Sapık fikirlerini Müslümanların beynine şırınga etmek için birçok radyo kanalı ve yayınevi açtı. İnternette “Üniversty Of Allah”ı (Allah’ın Üniversitesi) kurdu ve rektörlüğünü üstlendi.
ABD, Almanya, Azerbaycan ve Belçika’da seminerler düzenledi. Başta Risalet Nurları olmak üzere toplam yirmi yedi kitap yazdı. Bu kitaplarda dile getirdiği fikrin özü, “Dinlerin birliği projesini hayata geçirmektir.” Zamanla Erol olan ismini Ali, Evrenosoğlu olan soyadını da Mihr olarak değiştirdi.
Bu şahsın fikirleri ve talebeleri il çeşitli tartışmalarım oldu. Haklarında birçok yazı yazdım. Yukarıdaki cümlelerin bazı bölümleri de bana aittir. (B.Çöl)
 Diğer bir Selanikli, Abdurrahman Giray ATAÜR: Sabetayist olduğunu saklamıyor sadece yabacı bir kadınla evlendiği için dışlandığını kabul ediyor.
A. G. ATATÜR, 1927 İstanbul doğumlu. Erkek lisesini bitirdikten sonra Oklahoma Üniversitesi’nde İnşaat Mühendisliği, Michigan Üniversitesi’nde Gazetecilik okudu. Uzun yıllar ODTÜ’de İngilizce dersleri verdi. Emekli olunca Amerika’ya yerleşti. Ne olduysa orada oldu.
Söylediğine göre 1982 yılının bahar ayında başlayarak sonbahara kadar 64 adet vahiy gelmişti. Gelen vahiyleri ‘unuturum’ diyerek küçük kağıtlara not etmişti. Bu vahiyleri 1990 yılında “Onun adına” isimli kitapta topladı. Ondan sonra “Yeşil Yol” tarikatını kurdu.
Ona göre Hz. Musa’ya on değil, on üç emir gelmişti. On birincisi “Komşularınızla her şeyi paylaşın” emri idi. Diğer ikisi henüz bilinmiyordu.
Yeşil Yol, yeni bir din değil, o tarikattı. Dinleri reddetmiyor, iyi yönlerinin alınması gerektiğini belirtiyordu. “Ortak bir yolda birleşmenin zamanı gelmiştir” diyordu. “Eğer doğanın tahribatı böyle devam ederse, kıyametin 2200 yılında kopacağını” söylüyordu.
Tarikatın bayramları da diğer dinlerden faklıydı. 6-8 Mayıs tarihleri arasındaki Vahiy Bayramı’ydı. Kırlara çıkılarak, ağaç dikilecekti. Burada ilginç olan, Sabetay Sevide 11 Haziranda vahiy geldiğini iddia etmiştir.
 Tarikatın cinselliğe bakışı: “Seksten doğacak kıskançlık, hayvanlara terk edilmiş bir içgüdüdür. Bilimsel mantığın varlığını kabul eden liberal insanlara yakışmaz. Bize göre bir centilmen yeni tanıştığı bir hanımı nasıl rahatça yemeğe davet ediyorsa, aynı şekilde sekse de davet edebilmelidir. Kocası ölen dul kadının seks ihtiyacı tarikat üyelerince giderilecektir.”
Not: Bu yazılanlardan İslam adına almamız gereken nice dersler var. Tarikatlar, her devirde İslam’ın yumuşak karnı olmuştur. İslam’a giren veya sokulmak istenen bozuk fikirler, yanlış inanışlar hep bu yoldan girmiştir. İleride daha geniş açıklamalar yapılacak.
BEKİR ÇÖL

Yorumlar

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi